Tuğla Tuğla Üstüne: Cumhuriyetin Girişim Hikâyeleri
Her Fabrika Bir Kaledir
"Her fabrika bir kaledir. Mustafa Kemal Atatürk"
Sanayileşme yalnızca üretim değil, bağımsızlık demektir. Atatürk’ün "Her fabrika bir kaledir" sözü, Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik kalkınma anlayışının temel taşıdır.
Bu köşede, Cumhuriyet’in inşa sürecinde yer alan girişim hikâyelerini, aile şirketlerini ve ekonomik hafızamızı oluşturan kilometre taşlarını bulacaksınız.
Önce Osmanlı’da sanayileşmenin ilk adımlarından bahsetmek gerekir. Araştırmalar Osmanlı’da sanayileşmenin ilk adımlarının 18. Yüzyıl sonlarında saray ve ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için kurulan fabrikalarla atıldığı kabul edilir.
Sayılarla Sanayi Gerçeği
Osmanlı’nın son dönemine ait sanayi envanteri bize şunu söylüyor: Türkiye, sanayileşmenin henüz başındaydı. Ancak bu sayıların ardında, Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı sessiz bir üretim gayreti de yatıyordu. Yapılan araştırmalarda 20 un değirmeni, 35 matbaa, 30 ham ipek atölyesi, 11 tabakhane, 8 sigara kâğıdı üretim tesisi, 7 yünlü dokuma fabrikası, 7 kutu imalathanesi, 7 marangoz ve doğrama atölyesi, 6 konserve imalathanesi, 5 çeşitli dokuma atölyesi, 5 madeni eşya fabrikası, 3 kireç imalathanesi, 3 tuğla imalathanesi, 2 makarna fabrikası, 2 çimento fabrikası, 2 yağ fabrikası, 2 sabun fabrikası, 2 porselen imalathanesi, 2 pamuklu iplik ve dokuma fabrikası, 1 bira fabrikası, 1 buz imalathanesi, 1 ipekli dokuma fabrikası ve 1 kimyasal ürün fabrikası bulunuyordu.
Ekonomik Geri Kalmışlıktan Sanayi Devrimine
1923 yılında Cumhuriyet ilan edildiğinde; Türkiye, ekonomi alanında son derece geri kalmış bir tablo çiziyordu. Ancak ebedi önder Mustafa Kemal Atatürk, daha Kurtuluş Savaşı devam ederken kalkınma hamleleri için çalışmalar başlatmıştı.
Cumhuriyetin ilk 15 yılında 61 iktisadi kurum faaliyete geçti. Söküğünü dikmek için Almanya’dan iğne ithal eden bir ülkeden, 1930’da dış ticaret fazlası veren bir devlete dönüşüldü. 1923–1938 yılları arasında Türkiye, toplamda yüzde 196 oranında büyüyerek dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi oldu. Sanayinin ekonomideki payı bu dönemde katlanarak arttı.
Türkiye’nin Ekonomik Dönemleri
Zaman tünelinden geçerek Türkiye’yi 20’şer yıllarla incelediğimizde;
1920–1940 dönemi, Cumhuriyet’in ilk girişimcilik yılları ve devletçi sanayileşme adımlarının atıldığı dönem...
1940–1960 dönemi, savaşın etkilerinin hissedildiği ancak özel sektör girişimciliğinin kıpırdanmaya başladığı bir dönem...
1960–1980 dönemi, ekonomik krizlerle birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin çalkantılı yılları ama aynı zamanda girişimciliğin altın çağı...
1980–2000 dönemi, liberalleşme ve piyasa ekonomisine geçişle birlikte değişim dalgalarının yoğunlaştığı yıllar...
2000–2020 dönemi, dijitalleşmenin ve teknolojik girişimlerin yaygınlaştığı, yenilikçi iş modellerinin geliştiği çağ...
2020 ve sonrası, küresel krizlerin, sürdürülebilirlik temelli yaklaşımların ve yeni nesil girişimciliğin yükseldiği bir dönem...
Türkiye’nin ekonomik tarihini bu dönemler üzerinden okumak, hem geçmişi anlamak hem de geleceğe daha sağlam tuğlalar koymak için güçlü bir pusula olabilir.
Bu nedenle köşemizde sadece girişimler ve şirketler değil, Türkiye’nin dönemleri de ele alınacak. Girişimler ve başarı hikayeleri ondan sonra okurlarımızla buluşacak.
Atatürk Döneminde Sessiz Bir Ekonomik Devrim
1923'te Cumhuriyet ilan edildiğinde Türkiye ekonomik açıdan yokluk içindeydi. Atatürk, daha savaş sürerken kalkınma planlarını başlattı. 15 yılda 61 iktisadi kurum kuruldu. 1930’da dış ticaret fazlası verildi. 1923-1938 arasında Türkiye ekonomisi yüzde 196 büyüyerek dünyanın en hızlı gelişen ülkelerinden biri oldu. Sanayinin ekonomideki payı arttı, Türkiye kendi ayakları üzerinde duran bir üretim toplumuna dönüştü. Bu dönem, sadece siyasi değil, ekonomik bağımsızlığın da temellerinin atıldığı bir dönemdi. Sanayinin ekonomi içerisindeki payı bu süreçte katlanarak arttı.
Güven, Söz ve Emek Üzerine Kurulan Şirketler
Dürüst çalışmanın, verilen sözleri tutmanın ve güven inşa etmenin yalnızca bireyler için değil, şirketler için de ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz. Kurumsal güven, bir şirketin sahip olabileceği en kıymetli sermayedir. Bu değeri doğru kullananlar, Türk ekonomi tarihinde kalıcı izler bırakırken, kötüye kullananlar er ya da geç sahneden çekilmiştir.
Ekonomiye Tuğla Koyan Aileler, Girişimler, Hikâyeler
Türkiye ekonomisinin harcına tuğla koyan her girişim, her vizyoner aile, her başarı hikâyesi bu köşede yer bulacak. Girişimcilik ruhunun; vefa, emek ve ilhamla harmanlandığı bir yayın olacak bu satırlar.
Her anlatılan hikâye, yalnızca bireysel bir başarı değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in ekonomik hafızasına eklenen yeni bir tuğla olacak.
Bu köşede sadece şirketlerin büyümesini değil, onları inşa eden karakterleri, ahlaki değerleri ve topluma kattıkları anlamları da konuşacağız.
Çünkü Türkiye'nin sanayi ve girişimcilik tarihini anlamak, yalnızca ekonomi değil; kültür, toplum ve gelecek üzerine de düşünmek demektir.
Ekonomi Dünyasına Yön Veren 20 Simge Aile
Türkiye’de girişimcilik geleneğini nesiller boyunca sürdüren, sanayinin temel taşlarını döşeyen ve milyonlara istihdam sağlayan aileler vardır ki, onların hikâyeleri aynı zamanda bu ülkenin hikâyesidir. İşte Cumhuriyet’in ekonomik hafızasında derin izler bırakmış o simge ailelerden bazıları:
- Koç Ailesi: Otomotivden enerjiye, teknolojiden finansa kadar uzanan bir mirasın taşıyıcısı.
- Sabancı Ailesi: Sanayi, bankacılık ve eğitimde öncülük eden güçlü bir yapı.
- Eczacıbaşı Ailesi: Sağlık, temizlik ve kültür alanında toplumsal kalkınmaya katkı sunan bir vizyon.
- Ülker (Yıldız Holding): Gıdadan dünya markalarına uzanan lezzetli bir girişimcilik yolculuğu.
- Zorlu Ailesi: Tekstil kökeninden enerji ve teknolojiye uzanan dönüşümün adı.
- Boyner Ailesi: Perakende, moda ve çağdaş ticaretin öncülerinden biri.
- Kale Grubu (Bodur Ailesi): Savunma sanayiinde yerli üretimin mimarı.
- Alarko Ailesi: Altyapıdan enerjiye kadar birçok alanda Türkiye’nin kalkınmasına omuz veren bir yapı.
- Doğuş Ailesi (Ayhan Şahenk): Finans, turizm ve medya yatırımlarıyla genişleyen bir ekonomik ağ.
- Çalık Ailesi: Tekstil kökeninden enerji ve medya sektörlerine uzanan istikrarlı büyüme.
- Yaşar Ailesi: İzmir’den doğarak boya, gıda ve sanayi sektörlerinde ülke geneline yayılan güçlü bir grup.
- İpekçi Ailesi (İpek Matbaacılık): Yayıncılıktan sanayiye köprü kuran öncü bir aile geleneği.
- Tara Ailesi (ENKA): Türkiye’nin mühendislik gücünü dünyaya taşıyan inşaat devi.
- İnan Kıraç Ailesi: Otomotiv, eğitim ve kültür alanlarında etkili ve vizyoner katkılar.
- Gürmen Ailesi (Ramsey): Tekstil ve moda ihracatında Türkiye’yi dünya vitrinine taşıyan bir marka.
- Sanko Holding (Konukoğlu Ailesi): Anadolulu sanayinin gururu, çok sektörlü bir üretim gücü.
- Özyeğin Ailesi: Finans, girişimcilik ve eğitimde yenilikçi yaklaşımların temsilcisi.
- Abalıoğlu Ailesi: Tarım, sanayi ve yem sektöründe köklü üretim altyapısıyla dikkat çeken yapı.
- Erdemoğlu Ailesi (Merinos – SASA): Halıcılıktan petrokimyaya kadar uzanan dönüşümün adı.
- Kibar Ailesi: Alüminyum, ambalaj ve otomotiv sektörlerinde güçlü yatırımlarıyla tanınan grup.
Bu ailelerin her biri, yalnızca kazandıkları servetle değil; kurdukları sistem, gösterdikleri istikrar ve topluma kattıkları değerle bu köşenin ilgi odağı olacak.
Onların hikâyeleriyle hem geçmişi anımsayacak, hem bugünü anlayacak, hem de geleceğe yeni girişimciler için iz bırakacağız.
Köşemizde sadece yukarıda belirttiğim girişimci aileler olmayacak daha fazlası olacak.
Hafızasını Kaybeden Bir Toplumun Geleceği de Kayıptır
Bu satırların yazarı Ali Ölmez neden böyle bir araştırma yapıyor?
Çünkü, geçmişini bilmeyen toplumlar, geleceklerini de inşa edemezler.
Tıpkı Alzheimer hastası bir bireyin yakın geçmişini unuttuğunda sevdiklerini bile yabancı olarak algılaması gibi...
Kimi zaman geçmişe dair anıların silikleşmesi, insanın kendisine zarar verecek kişiyle dostluk kurmasına neden olabilir.
Tarihini eksik bilen bir toplum da, benzer bir kaosla baş başa kalabilir.
Bu yüzden bu köşede yalnızca başarı öykülerini değil, ekonomik hafızamızı da diri tutacağız.
Bu sayede hem Cumhuriyetin sanayi yolculuğuna yeniden ışık tutacak, hem de geleceğe sağlam tuğlalarla yürüyen bir bilinç oluşturacağız.
Belki de bu yazılardan GiGi Medya'nın geleceğin girişimcilerine yol gösterecek bir kitabı basılacak...
İlk adımı 9 nisan çarşamba günü birlikte atıyoruz. Sizlerin de katkılarıyla geçmişi geleceğe taşıyoruz....
İyi okumalar.