HABER MERKEZİ - ALİ ÖLMEZ / ABD'nin 2 Nisan 2025’te duyurduğu gümrük tarifeleri, küresel ticarette sarsıcı etki yarattı. 185 ülkeye %10 ila %49 arasında uygulanan bu tarifeler, özellikle Çin, Avrupa Birliği ve Asya ülkeleri üzerinde baskı oluşturdu. Dünya genelinde hükümetler, uluslararası kuruluşlar ve yatırımcılar karara sert tepki gösterdi. Ticaret dengesi açıkları, stratejik tedarik bağımlılığı ve bölgesel eşitsizlikler tarifelerin gerekçesi olarak sunulsa da, ekonomistler uygulamanın yeni bir ticaret savaşı başlatabileceği uyarısında bulunuyor. ABD’nin tek taraflı kararı, küresel ekonomik istikrarı tehdit edebilir.

ABD'den Ekonomik “Kurtuluş Günü”

ABD Başkanı Donald Trump, 2 Nisan 2025 tarihinde Beyaz Saray’ın Gül Bahçesi’nde yaptığı açıklamayla, küresel ticaret sistemini sarsacak yeni gümrük tarifelerini kamuoyuna duyurdu. Bu kapsamda 185 ülkeye yüzde 10 ile yüzde 49 arasında değişen oranlarda ithalat vergisi uygulanacağı belirtildi. Yetkililer, bu kararın ardında uzun süredir süregelen dış ticaret açığını dengeleme ve yerli üretimi koruma amacı olduğunu vurguladı.

ABD'nin dış ticaretinde büyük paya sahip ülkeler için tarifeler yüksek tutulurken, stratejik ortaklar ve düşük hacimli ticaret yapılan ülkeler için baz oran olan yüzde 10 düzeyinde tarife getirildi. Söz konusu tarifelerin 5 Nisan 2025 itibarıyla yürürlüğe gireceği bildirildi.

Trump açıklamasında, “Amerikan ekonomisinin geleceğini yeniden inşa ediyoruz. Bugün, ekonomik Kurtuluş Günümüzdür.” ifadelerine yer vererek, bu adımın sadece bir vergi politikası değil, “tarihî bir ulusal dönüşüm” olduğunu savundu.

Gümrük Tarifeleri Hangi Ülkelere Ne Kadar?

ABD’nin 2 Nisan 2025’te duyurduğu yeni gümrük tarifeleri, ülkelere göre farklı oranlarda uygulanacak şekilde düzenlendi. Vergi oranları, ülkelerin ABD ile olan dış ticaret dengesi, tedarik zinciri içindeki konumu ve stratejik ilişkilerine göre belirlendi. Bazı ülkelere yüksek oranlı tarifeler uygulanırken, bazılarına ise yalnızca baz seviye olarak belirlenen yüzde onluk vergi getirildi. Baz tarife oranı olan yüzde 10, bazı stratejik ortaklara da uygulandı.

Not: ABD, toplamda 185 ülkeye gümrük tarifesi uygulamaktadır. Bu listede yalnızca ticaret hacmi yüksek olan ülkeler örneklenmiştir. Diğer ülkelerin büyük çoğunluğu için yüzde 10 oranında baz tarife uygulanmaktadır. Yeni tarifeler kapsamında ülkelerin dış ticaret hacmine ve ABD ile olan cari dengelerine göre farklı oranlarda vergilendirme yapıldı.

ABD Hangi Ülkelere Tarife Uygulamadı?

ABD’nin ilan ettiği kapsamlı gümrük tarifeleri dünya genelinde 185 ülkeyi etkilerken, bazı ülkeler bu uygulamanın dışında bırakıldı. ABD yönetimi, resmi ticari ilişkisi bulunmayan veya halihazırda ağır yaptırımlara tabi tutulan ülkeler için herhangi bir tarife düzenlemesi yapmadı. Gümrük tarifesi uygulanmayan ülkeler arasında Rusya, İran, Suriye ve Kuzey Kore yer aldı. 
ABD Ticaret Bakanlığı, bu ülkelerle ekonomik işbirliği bulunmadığını ve uluslararası yaptırımlar nedeniyle fiili ticaret yapılmadığını açıkladı. Bu nedenle söz konusu ülkelere gümrük vergisi uygulanmasına gerek duyulmadığı belirtildi.
Uzmanlara göre bu ülkelerin tarife kapsamı dışında bırakılması, jeopolitik ve diplomatik gerekçelerle alınmış teknik bir karar niteliği taşıyor. Ancak bu durum, ABD’nin ticaret politikasında müttefik ve düşman tanımını daha da keskinleştirdiği yönünde yorumlara yol açtı.

Dünya Devletlerinden Sert Tepkiler

ABD'nin gümrük tarifelerini tek taraflı olarak uygulamaya koyması, küresel düzeyde geniş yankı uyandırdı. Özellikle Çin, Avrupa Birliği ve Kanada gibi önde gelen ticaret aktörleri, karara karşı açık ve sert tepkiler verdi.

Çin Dışişleri Bakanlığı, açıklamasında bu adımı “tek taraflı ekonomik yaptırım” olarak tanımladı. Çin yönetimi, uygulamanın uluslararası ticaret hukukunu ihlal ettiğini, ülkenin meşru çıkarlarını hedef aldığını ve ekonomik güvenliğe zarar vereceğini belirtti. Ayrıca, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde gerekli hukuki süreçlerin başlatılacağı, gerekirse misilleme önlemleri alınacağı vurgulandı.

Avrupa Komisyonu, konuyu resmi olarak DTÖ'ye taşıyacağını duyurdu. Komisyon, bu uygulamanın serbest ticaret ilkelerine aykırı olduğunu ve küresel tedarik zincirlerine zarar vereceğini ifade etti.

Kanada ve Japonya da diplomatik yollarla karşılık vereceklerini belirtti. Her iki ülke de ABD ile olan ticari ilişkilerin zarar görmemesi için diyaloğun önemine işaret etti, ancak alınan kararın ekonomi üzerinde yaratabileceği olumsuz sonuçlara dikkat çekti.

Bu tepkiler, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda diplomatik bir krizin de fitilini ateşlemiş durumda. Uzmanlar, çok taraflı müzakerelerin önümüzdeki haftalarda hız kazanmasını ve bazı ülkelerin ABD’ye karşı ortak tavır geliştirmeye çalışabileceğini değerlendiriyor.

Dünya Liderlerinden Açıklamalar


Almanya Başbakanı Olaf Scholz yaptığı açıklamada "Korumacılığa karşı durmalıyız. Avrupa’nın açık ticaret ilkeleri tehlike altında. Almanya olarak adil ticareti savunuyor, ortaklarımızla birlikte hareket etmekte kararlıyız. Küresel krizlere karşı dayanışmayı ön planda tutacağız" dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, tarifelerle  ilgili olarak; "Avrupa’nın ekonomik geleceği serbest ticaretle şekillenmiştir. Yeni tarifeler bu dengeyi tehdit etmektedir. Fransa olarak, ortaklarımızla birlikte ticaretin önündeki engellere karşı net bir duruş sergileyeceğiz. Dayanışma içinde hareket etmek, Avrupa’nın çıkarlarını korumak açısından kritik önemdedir" şeklinde konuştu.

Japonya Ticaret Bakanı Yoji Muto tarafından yapılan açıklamada "ABD ile olan ticari ilişkilerimizi sürdürebilmek adına diyalog kanallarını açık tutmaya devam edeceğiz. Ancak bu yeni gümrük tarifeleri, Japon sanayisini doğrudan etkileyebilir. Japonya olarak, hem ulusal ekonomimizi hem de ihracatçı firmalarımızı korumak için tüm tedbirleri değerlendireceğiz" ifadelerine yer verildi.

Uluslararası Ticaret Kuruluşları Ne Diyor?

ABD’nin 185 ülkeyi kapsayan yeni gümrük tarifesi kararına ilişkin olarak uluslararası ekonomi kurumları da önemli uyarılarda bulundu. Özellikle Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ve Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel ekonomiye dair risklere dikkat çekti.

Dünya Ticaret Örgütü (WTO) Genel Direktörü Ngozi Okonjo-Iweala, yaptığı açıklamada, “ABD’nin tek taraflı ticaret önlemleri, küresel ticarette belirsizliği artırıyor. Bu tür kararlar, çok taraflı sistemin zayıflamasına yol açabilir.” ifadelerini kullandı. Örgüt, bu adımın uzun vadede ticaret hacmini daraltabileceği uyarısında bulundu.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas ise, gümrük tarifelerinin küresel tedarik zincirleri üzerindeki baskıyı artırabileceğini belirtti. Gourinchas, “Bu tür müdahaleler, özellikle gelişmekte olan ekonomileri ve küresel büyümeyi olumsuz etkileyebilir.” dedi.

Her iki kurum da, uluslararası müzakerelerin artırılması ve ticaretin serbest akışının sağlanması çağrısında bulundu. Gözlemciler, IMF ve DTÖ gibi kuruluşların bu süreçte arabulucu rolü üstlenebileceğini belirtiyor.

ABD Kamuoyunda Tepkiler

ABD'nin 2 Nisan'da ilan ettiği gümrük tarifeleri kararı, yalnızca uluslararası alanda değil, ülke içinde de geniş yankı uyandırdı. Hem siyasetçiler hem de iş dünyası temsilcileri kararın ekonomik etkileri konusunda farklı görüşler ortaya koydu.

Demokrat Parti temsilcileri, bu adımı "seçim odaklı ve popülist" bir hamle olarak nitelendirdi. Partiden yapılan açıklamalarda, küresel tedarik zincirinde bozulmalara ve tüketici fiyatlarında artışa yol açabileceği uyarısı yapıldı.

Bazı Cumhuriyetçi isimler de uygulamaya temkinli yaklaştı. Özellikle üretim maliyetleri ve yatırım ortamındaki belirsizliklere dikkat çekildi. Bu çerçevede, ABD Ticaret Odası, birçok şirketin yeni kararlar almayı ertelediğini duyurdu.

Amerikan Perakende Federasyonu ise, tarifelerin tüketici ürünlerinde fiyat artışına neden olabileceğini belirtti. Özellikle elektronik, giyim ve ev ürünleri gibi doğrudan ithalata dayalı sektörlerin etkilenebileceği ifade edildi.

Öte yandan, Wall Street de karara olumsuz tepki verdi. Tarifelerin açıklandığı gün, Dow Jones Endeksi yüzde 2,3 değer kaybetti. Nasdaq ve S&P 500 endekslerinde de benzer düşüşler yaşandı. Uzmanlara göre yatırımcılar, ticaret politikalarının etkilerini dikkatle izliyor ve riskli varlıklardan kaçınma eğiliminde.

Türkiye Açısından Durum

ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı yüzde onluk gümrük tarifesi, özellikle bazı stratejik sektörlerde etkili olabilecek sonuçlar doğurabilir. Türkiye’nin ABD’ye yaptığı ihracat 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 14 milyar dolar seviyesindedir. Yeni tarife oranı, bu hacmi doğrudan etkilemese de bazı sektörlerdeki kâr marjlarını daraltabilir.

Öne çıkan riskli sektörler şunlardır:

  • Tekstil: Düşük kâr marjıyla çalışan ve yoğun rekabet altında olan tekstil sektöründe, yüzde onluk tarife ek maliyet yaratabilir.

  • Otomotiv Yan Sanayi: ABD’ye yedek parça ve ara mamul ihraç eden firmaların rekabet gücü zayıflayabilir.

  • Makine ve Teknoloji Ürünleri: Katma değerli ürünlerde bile maliyet hassasiyeti yüksek olduğundan, siparişlerde düşüş olabilir.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından yapılan değerlendirmede, bu durumun ihracatçı firmalarda maliyet baskısı yaratabileceği vurgulandı. Aynı zamanda gümrük vergilerinin sabit kalması hâlinde, alternatif pazar arayışlarının hızlanabileceği ifade edildi.

Borsa İstanbul’da da tarifelerin yarattığı tedirginlik gözlemlendi. BIST 100 endeksi, kararın açıklandığı gün yüzde 1,8 değer kaybederek 9.000 puanın altına geriledi. Özellikle sanayi endeksi ve ihracat ağırlıklı hisselerde satış baskısı öne çıktı.

Ekonomistler, ABD ile ilişkilerin gerginleşmesi hâlinde Türk Lirası üzerinde de baskı oluşabileceğini, ancak Türkiye’nin ABD’ye ihracat içindeki payının sınırlı olması nedeniyle panik havasına gerek olmadığını belirtiyor.

Sektörel Etki: Hangi Alanlar Etkilenecek?

ABD’nin yeni gümrük tarifeleri yalnızca ülkeleri değil, sektörel bazda küresel ekonomi zincirini de doğrudan etkileyecek. Özellikle üretim, teknoloji ve tarıma dayalı sektörler bu süreçten büyük ölçüde zarar görebilir. 

Tarifelerin özellikle otomotiv ve elektronik sektörlerinde tedarik zinciri darboğazlarına neden olabileceği, tarım ve perakende gibi doğrudan tüketiciye yönelik sektörlerde ise fiyat artışlarını tetikleyebileceği belirtiliyor. Gelişmiş ekonomilerin yanı sıra yükselen pazarlar da bu durumdan etkilenecek.

Uzmanlara göre, ticaret savaşı daha fazla derinleşirse küresel enflasyonist baskılar yeniden gündeme gelebilir. Aynı zamanda şirketlerin üretim merkezlerini değiştirme olasılığı da artabilirYukarıdaki tablo, gümrük tarifelerinden en çok etkilenecek sektörleri ve hangi ülkelerin hangi alanlarda zarar görebileceğini özetlemektedir.

Dünya Borsalarında Tepki

ABD’nin 2 Nisan 2025 tarihinde açıkladığı gümrük tarifeleri, küresel finans piyasalarında da şok etkisi yarattı. Kararın hemen ardından dünya genelinde borsalarda satış dalgası yaşandı.

ABD’de Dow Jones Endeksi yüzde 2,3 oranında değer kaybederken, teknoloji ağırlıklı Nasdaq ve S&P 500 endekslerinde de yüzde 2’ye yaklaşan düşüşler gözlendi. Avrupa’da Almanya DAX Endeksi yüzde 1,9, Fransa CAC 40 ise yüzde 1,7 oranında geriledi.

Asya tarafında da benzer bir tablo ortaya çıktı. Japonya'da Nikkei Endeksi günü yüzde 2,5 düşüşle kapattı. Çin ve Güney Kore borsalarında da yüzde 1,5’in üzerinde değer kayıpları görüldü.

Türkiye’de BIST 100 Endeksi, yüzde 1,8 oranında değer kaybederek 9.000 puanın altına indi. Özellikle sanayi hisseleri ve ihracatçı şirketler üzerinde baskı hissedildi.

Bu gelişmelerin ardından yatırımcılar güvenli limanlara yöneldi. Altın fiyatı ons başına 2.150 dolara çıkarak son üç ayın zirvesine ulaştı. Türkiye’de ise gram altın 2.450 TL seviyesini gördü. Uzmanlar, ticaret savaşlarının derinleşmesi hâlinde altının daha da değerleneceğini öngörüyor.

Bu tablo, tarifelerin açıklanmasının ardından küresel borsa endekslerinde yaşanan ilk gün değişimlerini göstermektedir.

Altın Fiyatlarında Yükseliş Beklentisi

ABD’nin gümrük tarifeleri kararının ardından küresel piyasalarda yaşanan dalgalanma, yatırımcıları güvenli limanlara yönlendirdi. Bu eğilim en çok altın fiyatlarına yansıdı.

Kararın açıklandığı gün itibarıyla:

  • Ons altın fiyatı uluslararası piyasalarda 2.150 dolar seviyesine yükselerek son 3 ayın zirvesine ulaştı.

Uzmanlar, ticaret savaşlarının derinleşmesi hâlinde altının daha da değerleneceği görüşünde. Özellikle artan jeopolitik riskler, doların gücü ve merkez bankalarının faiz politikaları bu süreci şekillendirecek en önemli unsurlar arasında gösteriliyor.

Buna karşın bazı analistler, ABD Merkez Bankası'nın olası faiz artışı ve doların güçlenmesi gibi gelişmelerin altına olan talebi sınırlayabileceği uyarısında bulunuyor. Bu nedenle, fiyatlardaki yükselişin sürekli olmayabileceği, yatırımcıların gelişmeleri yakından izlemesi gerektiği belirtiliyor.
Öte yandan bazı uzmanlar, kısa vadede altın fiyatlarının düşüşe geçmesinin de mümkün olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle ABD Merkez Bankası’nın faiz artışı beklentisi, güçlü doların etkisi ve yatırımcıların yeniden riskli varlıklara yönelme eğilimi, altın talebinde azalmaya yol açabilir. Bu nedenle, altının seyri hem jeopolitik gelişmelere hem de küresel para politikalarına bağlı olarak şekillenmeye devam edecek.

Bölgesel Tarife Dağılımı

ABD’nin yeni gümrük tarifeleri sadece ülke bazında değil, coğrafi bölgelere göre de farklı oranlarla uygulamaya konuldu. Bu dağılım, ABD’nin hem ekonomik hem de stratejik önceliklerini yansıtıyor.

🌏 Asya:

Ortalama tarife oranı yüzde 32 ile en yüksek seviyede. Çin, Tayvan, Güney Kore, Vietnam ve Japonya gibi üretim devi ülkeler yüksek oranlarla karşılaştı.

🌍 Avrupa:

Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık’a uygulanan ortalama tarife yüzde 20 civarında. Özellikle Almanya ve Fransa gibi dış ticaret fazlası veren ülkeler hedefte.

🌎 Latin Amerika:

Brezilya, Arjantin ve Şili gibi ülkeler için ortalama tarife yüzde 18 olarak belirlendi. Ancak bazı ülkelere stratejik nedenlerle daha düşük oranlar uygulanıyor.

🌍 Ortadoğu ve Afrika:

Ortadoğu ülkelerine genel olarak yüzde 10’luk baz tarife uygulanıyor. Suudi Arabistan, Mısır gibi ülkeler bu gruba dâhil. Afrika ise en az etkilenmiş bölge olarak görülüyor.

Bu dağılım, ABD’nin ticaret politikasında jeopolitik yakınlık ve ekonomik tehdit algısını temel aldığını gösteriyor. Uzmanlara göre, bölgesel farklar aynı zamanda rekabet koşullarını ve ticaret dengelerini ciddi şekilde etkileyecek.

ABD'nin En Çok İthalat Yaptığı Ülkeler ve Tarife Uygulaması

Bu tablo, ABD'nin en fazla ithalat gerçekleştirdiği ülkeleri ve bu ülkelere uygulanan gümrük tarifesi oranlarını ortaya koymaktadır.

ABD'nin En Çok İthalat Yaptığı Ülkeler ve Tarife Uygulaması

ABD’nin yeni gümrük tarifeleri uygulaması, sadece ticaret açığı verdiği ülkeleri değil, en büyük ticaret ortaklarını da doğrudan hedef aldı. Bu durum, küresel tedarik zincirlerini ve fiyat dengelerini etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

ABD’nin 2024 yılı verilerine göre en çok ithalat yaptığı ülkeler ve uygulanan tarifede  USMCA (Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması) üyesi olan Kanada ve Meksika tarifelerden muaf tutulurken, Çin, Japonya ve Almanya gibi ülkeler yüksek oranlarla hedef alındı.

Bu tablo, ABD'nin hem ekonomik çıkarlarını hem de stratejik ortaklıklarını gözettiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, ithalat akışlarında bozulma ve fiyat artışları yaşanabileceği yönünde güçlü sinyaller veriyor.

ABD'nin Tedarik Zinciri Bağımlılığı

ABD’nin küresel üretim sisteminde dışa bağımlılığı, özellikle elektronik, otomotiv ve tekstil gibi sektörlerde yoğunlaşmaktadır. Çin ve Tayvan, ABD’nin çip ve elektronik parça ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılarken, Almanya ve Japonya ise otomotiv parçaları ve ileri teknoloji sistemlerde öne çıkıyor. Vietnam gibi ülkeler de tekstil ve ayakkabı gibi tüketim ürünlerinde önemli tedarikçiler arasında yer alıyor. Yeni gümrük tarifeleri, bu ülkelere olan bağımlılık oranlarını göz önünde bulundurulduğunda, tedarik zincirlerinde aksama ve fiyat artışı riskini beraberinde getiriyor.

Yukarıdaki tablo, ABD’nin kritik ürünlerde hangi ülkelere ne oranda bağımlı olduğunu göstermektedir.

ABD'nin Seçilmiş Ülkelerle Ticaret Dengesi (2024 Verileri)

ABD’nin başlıca ticaret ortaklarıyla olan dış ticaret dengesini gösteren bu tablo, ihracat ve ithalat arasındaki farkları net biçimde ortaya koyuyor. Çin, Japonya ve Almanya gibi ülkelerle olan açık, yüz milyarlarca doları bulurken; Türkiye gibi bazı ülkelerle olan fark oldukça sınırlı. Bu veriler, ABD’nin gümrük tarifesi kararında etkili olan temel ekonomik göstergelerden biri olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu açıkların sürdürülebilir olmadığını ve özellikle yüksek açığa sahip ülkelerle ticaret politikasının daha sıkı hale getirileceğini öngörüyor.

Bu tablo, ABD’nin belli başlı ticaret ortaklarıyla olan ihracat, ithalat ve dış ticaret dengesini karşılaştırmalı olarak sunmaktadır.

ABD'nin İthalat, İhracat ve Dış Ticaret Dengesi Üzerine

2024 yılı verilerine göre ABD’nin dış ticaret ilişkilerinde ciddi dengesizlikler göze çarpıyor. Çin, Japonya ve Almanya gibi ülkelerle olan dış ticarette ithalat, ihracata kıyasla çok daha yüksek seviyelerde gerçekleşti. Örneğin, Çin'den ithalat 575 milyar doları bulurken, ihracat sadece 155 milyar dolar düzeyinde kaldı. Bu durum dış ticaret açığını büyütüyor. Türkiye ile ticarette ise fark daha sınırlı. Uzmanlara göre, bu açıklar hem gümrük politikalarının gerekçesi hem de ticaret savaşlarının çıkış noktası olarak değerlendiriliyor.

ABD dünya genelinde 200’den fazla ülke ve bölgeyle dış ticaret ilişkisi yürütmektedir. Başlıca ticaret ortakları arasında Çin, Meksika, Kanada, Japonya, Almanya, Güney Kore ve Hindistan yer almaktadır. Bu ülkelerle yapılan ithalat ve ihracat, ABD ekonomisinde üretim, istihdam ve fiyat dengeleri üzerinde doğrudan etkili olmaktadır. Yeni tarifelerin bu ilişkilerde dalgalanmalara yol açması beklenmektedir.

Uzman Görüşleriyle Değerlendirme

Ekonomistler ve uluslararası ticaret uzmanları, ABD’nin 2025 yılında duyurduğu yeni gümrük tarifelerini küresel ekonomik dengeleri zorlayabilecek bir politika değişimi olarak değerlendiriyor.

Harvard Üniversitesi’nden Prof. Dr. Michael Emerson, tarifelerin kısa vadede ABD iç piyasasında üretimi desteklese de, orta vadede tedarik zinciri krizlerine ve maliyet enflasyonuna yol açabileceğini belirtti. “Bu tür korumacı politikalar, sanıldığı kadar uzun vadeli kazanç sağlamaz. Üstelik ABD’nin dış ticaret ortakları misillemeye başlarsa, bu zincir kırılabilir.” dedi.

Londra Ekonomi Okulu’ndan (LSE) Dr. Claire Montagne, özellikle Avrupa’nın yeni tarifelere karşı hazırlık yapması gerektiğini vurguladı. “Avrupa, kendi iç piyasasını korumak ve ABD ile olan ilişkileri yönetmek arasında ince bir çizgide. Ortak yanıt mekanizmaları oluşturulmazsa, dağınık bir tepki ABD’yi daha da güçlendirebilir.”

Tokyo Üniversitesi’nden Prof. Kenji Nakamura ise Asya’nın özellikle elektronik sektöründe baskı altına gireceğini söyledi. “Japonya ve Güney Kore gibi yüksek teknoloji ihracatçısı ülkeler, bu tarifelerden doğrudan etkilenecek. Alternatif pazar arayışı hızlanabilir.”

Harvard'ın skandal kararına İletişim'den sert tepki! Harvard'ın skandal kararına İletişim'den sert tepki!

Uzmanlara göre, bu tarifelerin küresel ekonomik düzeni yeniden şekillendirme potansiyeli var. Ancak bu süreç, işbirliğinden çok rekabet ve kutuplaşmayı besleyebilir.

1930 ve 2025: Smoot-Hawley Tarifeleri ile Karşılaştırma

ABD’nin 2025’te duyurduğu gümrük tarifeleri, ekonomik tarihçiler tarafından 1930’daki Smoot-Hawley Tarifeleri ile karşılaştırılıyor. Her iki politika da yüksek oranlı gümrük vergileriyle yerli üretimi korumayı hedeflerken, küresel ticarette daralma ve ekonomik gerileme riskini beraberinde getirdi.

1930 yılında yürürlüğe giren tarifeler, dünya ekonomisini Büyük Buhran’a sürüklemişti. Uzmanlara göre, 2025’teki tarifeler henüz aynı düzeyde olmasa da, yönelim ve sonuçları bakımından benzerlikler taşıyor.

Ekonomistlere göre, çok taraflı müzakere mekanizmalarının işletilmemesi hâlinde, dünya ticareti benzer şekilde daralabilir. Ticaret savaşlarının şiddetlenmesi, sadece gelişmiş ülkeleri değil, küresel güney ülkelerini de olumsuz etkileyebilir.

1930 yılında uygulanan Smoot-Hawley tarifeleriyle ABD'nin ithalatı yüzde 66, ihracatı yüzde 61 oranında düşmüştü. Gayri safi yurtiçi hasıla 103,1 milyar dolardan 55,6 milyar dolara gerilemişti. İşsizlik oranı yüzde 8’den yüzde 25’e yükselmişti. Dünya ticareti genelinde yüzde 66 oranında daralma yaşanmıştı. Uzmanlar, benzer bir tablonun oluşmaması için karşılıklı müzakere süreçlerinin önemine dikkat çekiyor.

Göstergeler 1930 Dönemi (Smoot-Hawley) 2025 Tahmini (Trump Tarifeleri)
ABD İthalat Düşüşü (%) %66 %30 (öngörü)
ABD İhracat Düşüşü (%) %61 %25 (öngörü)
GSYH Kaybı -47,5 milyar $ -
İşsizlik Oranı %25 %6 (mevcut)
Dünya Ticareti Daralması (%) %66 %20 (öngörü)

Tablo, 1930'da yürürlüğe giren Smoot-Hawley tarifeleri ile 2025’te açıklanan yeni tarifelerin ekonomik etkilerini tarihsel verilerle kıyaslamaktadır.

Veriye Dayalı Genel Değerlendirme Özeti

ABD’nin 2 Nisan 2025 tarihinde duyurduğu yeni gümrük tarifeleri, küresel ticaret dengelerini etkileyebilecek nitelikte görülüyor. Uluslararası ticaret çevreleri ve ülkelerden gelen tepkiler, sürecin çok taraflı sonuçlar doğurabileceğini ortaya koyuyor.

Gözlem Alanı Temel Bulgular
Uygulanan Tarife Oranları %10–%49 arası, 185 ülkeye farklı seviyelerde uygulanıyor
En Çok Etkilenen Sektörler Otomotiv, elektronik, tekstil, perakende, tarım
Etkilenen Bölgeler En yüksek oran Asya'da, ardından Avrupa ve Latin Amerika
Borsa Tepkileri ABD ve dünya borsalarında %1,5–%2,5 arasında düşüşler
Altın Fiyatları %2,5 oranında artış, güvenli liman talebi yükseldi
Ticaret Açıkları Çin, Japonya, Almanya ile ciddi dış ticaret açığı

Kaynak: Haber Merkezi