GİGİ Haber, Anadolu’nun şifahanelerini ve sağlık tarihimizin kadim izlerini gün yüzüne çıkaran bir keşif serisine başlıyor.

Yaşadığımız coğrafya, Türkiye… 
Her karış toprağı ayrı bir hikâye ve tarih barındıran ülkemiz ve bu topraklarda yaşayan şanslı insanlar, yani bizler. 

Tarihi yapılarımızı bazen yalnızca taş ve toprak olarak görüyor, fark etmeden önlerinden geçip gidiyoruz. Oysa bu yapılar, sadece taş ve harçtan ibaret değil; birçok kıymetli hikâye, bilgi ve anlam barındırıyor. Onlar, özümüzü ve hayata bakışımızı yansıtan sessiz anlatıcılardır aslında. 

Ve şifahaneler… 
Tarihimizin insana verdiği değeri, şefkati ve ilmi anlatan, bilginin ve merhametin vücut bulmuş hâlidir. 

Anadolu Selçuklu Devleti ve devamında Osmanlı İmparatorluğu döneminde temelleri atılan şifahaneler, sadece birer sağlık kurumu değil, aynı zamanda vakıf medeniyetimizin en nadide örneklerinden biridir. Şifa dağıtan bu yapılar, dönemin sosyal devlet anlayışının da simgesi olmuş, sağlık hizmetinin ücretsiz ve erişilebilir olması ilkesini yüzyıllar öncesinden hayata geçirmiştir. 

Vakıf Medeniyetinin Sağlıktaki Yüzü 

Şifahaneler, genellikle medreselerle, camilerle ve kervansaraylarla birlikte inşa edilir; böylece bir külliye mantığı içinde hem maddi hem manevi ihtiyaçlara cevap verilirdi. Hem fiziksel rahatsızlıklar hem de ruhsal problemler için hizmet sunulurdu. Bugün modern psikiyatri kliniklerinin öncüsü sayılabilecek ruh sağlığına yönelik ilk uygulamaların temelini bu yapılar atmıştır. Özellikle akıl hastalarının su sesi ve musiki ile tedavi edilmesi, dünyada benzeri çok az bulunan özgün bir yaklaşımı temsil eder. 

Kuruluş Hikâyeleriyle Yaşayan Tarih 

Konya’daki Gevher Nesibe Şifahanesi, Kayseri’deki Hunat Hatun Külliyesi içindeki şifahane, Edirne’deki II. Bayezid Darüşşifası... Her biri, bir sultanın, bir hanım sultanın ya da bir hayırseverin halkına duyduğu sevginin eseri olarak yükselmiş yapılardır. Onların inşa hikâyeleri, sadece taş taş üstüne koymak değil, aynı zamanda gönüllere dokunma çabasının da bir göstergesidir. 

Bu yapılar sadece geçmişin değil, geleceğin de ışığı olabilir. Bugün sağlık hizmetlerinde karşılaştığımız pek çok sorunun çözümünde, geçmişin bu vicdanlı mimarisinden ilham alınabilir. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturunu taş duvarlara değil, toplumun tüm hücrelerine yeniden işleyebiliriz. 

GİGİ Haber ile Tarihe Yolculuk Başlıyor 

GİGİ Haber olarak, bundan böyle her hafta Türkiye’de var olan şifahaneleri, dönemin hekimlerinin şifalandırma yöntemlerini ve sağlık kültürümüzün izlerini anlatan bir tarihe yolculuk yapacağız. 
Bu eşsiz medeniyet mirasını birlikte keşfetmek için bizi takip etmeye devam edin.